Ara
24
2007
19 Aralık 07 saat 13,30 civarında bayramı geçirmek üzere geldiğimiz Burdur’a giriş yapıyoruz. Ama şehre girdiğimiz andan itibaren geçen sefer yiyemediğimiz ve bu sebeple içimizde kalan o meşhur Burdur Şiş’i aramaya başlıyoruz. Şehirde bunu yapan en meşhur lokantaya giriyoruz “Özsarı Kebap Salonu”.
Lokantanın arka kısmında bulunan büyük salona doğru geçiyoruz, fakat geçerken ocak ve mangalların yanlarından geçiyoruz. O şişleri pişerken görmek, dumanlarını yükselirken görmek, kokularını içimizde hissetmek özellikle de yaklaşık bir yıldır bu anı beklemek insanı daha da heyecanlandırıyor. Burdur şişte her bir porsiyonda, yine herbiri parmak kalınlığında 4 adet ince uzun et bulunmakta. Bunlar sıcacık pidelerin arasında salatasıyla beraber geliyor. Açlığımızdan mı bilinmez fakat ferçekten her bir parçayı yerken etin tadına varabilmek için ayran dahi içmediğimizi farkettik. Şu anda bu satırları yazarken bile aklımıza gelmekte ve ağzımız sulanmakta :). Salatada ince kıyılmış turp şiş’e ayrı bir lezzet vermiş. Bur-Ayran’ larımızı yudumlarken bu lezzeti neden daha önce tatmadık diyoruz! (Bu arada şehirde her türlü ürünün başına “Bur” getirildiğinden kendi aramızda espri konusu oldu. Bursüt, burayran, buryağ…) Kesinlikle önerilir! Yanlız dikkat: 1-1,5 porsiyon derken kendinizi 2,5 porsiyon yemiş halde bulabilirsiniz.
1 comment | tags: Burdur, Şiş
Ara
3
2007

Kulindağ-Göztepe uzaklığı yaklaşık 30 km sürüyor. Yol açık olduğundan yarım saat içerisinde Kulindağ’da olabiliyorsunuz. 2. köprü yolundan Polonezköye giden yolu takip edip “Mahmut Şevket Paşa Köyü” tabelalarını izliyorsunuz. Köyün hemen çıkışında mezarlığı geçtikten yaklaşık 200-300 m ileride asfalt yolu bırakıp, ormana doğru çıkan dar bir patika yolu tırmanıyorsunuz.
Küçükte olsa burada Kulindağ tabelalarını görmek mümkün. Bu patika yolu da yaklaşık 500 m devam ettiğinizde zaten burada son buluyor. 6-7 araçlık küçük bir otoparkı mevcut. Burada park ettikten sonra dağ evine merdivenler ile çıkıyorsunuz. İlk ev Restorant. Merdivenlerin devamı toplamda 5 odalı ve 14 kişinin kalabileceği pansiyonuna doğru devam ediyor. Bu odalarda kişi başı fiyatlar 2 kişi kalırsa 60, 3 kişi 50, 4 kişi 45 Ytl’miş, kahvaltı dahil. Evler hepsi tamamen ahşap. İçeri ilk girdiğinizde sizi sıcacık bir şömine karşılıyor, hoş müziklerde yanında. Yazın dış mekanda içerisine oranla çok daha fazla oturulabilecek yer mevcut. Abi kardeş olarak tehmin ettiğimiz iki kişi karşıladı bizi. İçerisi kalabalıktı, anladık ki gelenlerin çoğunluğu sürekli gelenler.

Yemek konusunda oldukça fazla seçenek mevcut. Fiyatlar şehirdeki normal bir restorant gibi. İçerideki kalabalıktan olsa gerek servis biraz yavaştı. Orman içinde, ağaçların arasında son derece hoş bir yer. Taptaze havası insanın hemen uykusunu getiriyor. Hemen yanıbaşımızda böyle güzel bir yeri keşfetmek bize büyük bir zevk verdi. Gitmeden önce rezervasyon için aramakta fayda var.
no comments | tags: İstanbul, Kulindağ
Kas
29
2007
Bir gün ansızın mesaj kutuma gelen, “Hamdullah Suphi İlkokulu’ndan mısın?” sorusuna verdiğim cevap ile hiç bu kadar sevinebileceğimi tahmin etmezdim. Bir soru ile başlayan arkadaşlarımızı bulma serüveni 14 gün içerisinde 13 kişiye 20 yıl aradan sonra ulaşabilmemizi sağladı. Herkesin mutluluğunun yüzünden okunduğu bu anlarda, hepimiz ilk günki kadar sıcak ve sevinçliydik.
24 Kasım günü Ankara buz gibiydi. Kışı iliklerimizde hissettiğimiz kadar, birde heyecan içimi titretiyordu. Tam da konuştuğumuz gibi 16.30′da İlkokulumun bahçesindeyim..20 yıl sonra..Kim gelecek, nereden gelecek, ben tanırmıyım gibi kafamda sürekli başka sorularla boğuşurken sıcacık gülümsemesiyle ve bizi 20 yıldır hiç kopmamışçasına karşılayan arkadaşım Funda ile, kısa süreli heyecanlı konuşmalar ve tam o sırada yine Pelin, Neslihan ve Ceyda kapıda gözüktü. Herkes birbirine gülümseyen gözlerle bakıyor, ve ben ne kadar iyi bir iş yaptığımızı aklımdan geçiriyordum. Kısa bir süre sonra Bora ve Levent’te bize katıldı. Büyük ısrarlar ve rica minnet hademeyi bulup okulu açtırdık. Bir koşu sınıfımıza çıktık. Adeta çocukluğum geri gelmişti. Koridorlar, kapılar, hepsi yerli yerinde ve “-bunca yıldır bekliyoruz nerede kaldınız” der gibi bizlere bakıyorlar. Okulda çekilen fotoğrafların ardından 20 yıl sonra öğretmenimize gitmek üzere oradan ayrıldık.
Üşümek mi? hatırlamıyorum. :)
1 comment | tags: Ankara, Hamdullah Suphi İlkokulu
Eyl
7
2007
Öğrenciyken almaya başladığım Atlas dergisinin “Tatil” ekini çok keyif alarak takip ediyoruz. İçerisinde size yardımcı olabilecek öneriler, rotalar, kalınacak yerler gibi bütün detaylar mevcut. Hatta verdiği hediye kitapları arabamızda hazır tutuyoruz. Nede olsa gezmenin ne zaman, nerede başlayacağı ve biteceği hiç belli olmaz değil mi? Özellikle bölgeler ile ilgili kitaplar vermişti. Bu kitaplar yeni yerlere giderken fikir vermesi açısından iyi oluyor. Bazı bölgeler çok ayrıntılı olmasa da işinizi görüyor.
no comments | tags: Atlas Tatil, Dergi, Kitap, Yayın
Eyl
5
2007
Uzun süredir planladığımız aile blogumuz yayında. Burada özellikle tüm gezilerimizi sizlerle paylaşıp bir gezelim görelim :) sinerjisi yaratmak istiyoruz. Kısa süre içerisinde yeniden buluşmak üzere. Sevgilerle.
2 comments | tags: Çiftçigüzeli, Gezdik, Gezi, Gezip, Gördük